Sitemiz 28.02.2012 Tarihinden İtibaren Yayın Hayatına Son Verecektir.
Şehadetname - Hakk'a Şehadet Çağrısı

Faiz - Mevdudi

Asırlardır geleneksel basit ekonomi ilimleri insanların kafasına yer ederek faizin yasaklanması işinin yalnız “duygular” la ilgili olduğu, hakikatle hiç bir ilişiği bulunmadığını beyinlere iyice işlemiş ve kişinin başkasına faiz istemeden borç vermesinin bağıştan başka bir şey olmadığı kanısını uyandırmıştır.
Mevdudî 21 Mayıs 2011 Cumartesi, 8:15 606 Defa Okundu

“Çağdaş Nizamlar ile İslam Arasında ekonomik Esaslar” adlı kitabımızın altıncı bölümünde de kısa fakat toplu olarak açıkladığımız gibi ölçülü ve adil ekonomi sistemini dört esas bölüme ayırmıştık:

1)Kanun ve Yönetmelik sınırları dahilinde (Kısmen) serbest ekonomi,

2) Zekat ödeme mecburiyeti,

3)Miras kanunu,

4) Faizin yasaklanması,

1) Bugün, sınırsız kapitalizm ile Komünizm ve Faşizm’in zararlarını görebilen herkes, birinci bölümün doğruluğunu hiç değilse prensip olarak kabul ediyorsa da zihinlerinde hala açığa çıkmamış müphem taraflar kalmıştır. Fakat yukarıda adı geçen kitabımızda etraflıca açıklanan, Arazi ve Üretim araçları ile ilgli İslam Ahkamı’nın iyi anlaşılması zihinlerden bu tip istifhamları sileceğine kanaatimiz vardır. Hem “İslamda arazi Mülkiyeti Meselesi” adlı kitabımızın da bu konuda yardımcı olacağına inanıyoruz.

2) Bu ikinci bölümün doğruluğu ve faydalı oluşu ise, bugün geniş ölçüde dünyanın gözü önüne açık olarak serilmiştir. İyi bir tetkikçi gözlemci’nin gözünde; toplumu teminat altına almak, kalkındırıp mutlu bir seviyeye yükseltmek için, zekat usulünün İslam’a getirdiği şümullü sistemin yanında, Komünizm, Faşizm ve demokratik kapitalizmin çağımızda, aynı maksat ve gayeler için getirdiği geniş sistemlerin, kayda değer hiç bir ehemmiyeti olmadığı aşikardır.

Böyle olmasına rağmen insanlar İslam’ın zekat kurallarını bütün detaylariyle birlikte kavramadıklarından olacak ki bu konuda daima şüpheye düşerek medeni bir devletin çağımızda zekat usulünü, onda bir (öşür) beşte bir (humüs) prensibini nasıl uygulayabileceğini az da olsa idrak edememektedirler. Bu konuda duyulan eksikliği “İslam’da Zekat Kuralları” adlı kitabımız giderecektir inşallah.

3) Fakat üçüncü bölümde ele alınan miras konusunda İslamın tuttuğu yol dünyanın diğer bütün miras kanunlarına ayıkrıdır. İnsanlar, İslam miras kanununun bir çok hikmetlerini anlamadıklarından olacak ki bir sürü tenkit ve itirazlarda bulunuyorlar. Halbuki dünya şimdi kendiliğinden İslam miras kanunlarına doğru yavaş yavaş dönüş yapmaya başlamıştır. Hatta Rusya Komünizm’i bile İslam miras kanunlarından faydalanmaktan ve adapte etmekten başka çare bulamamıştır.

4)Fakat en çok güçlüğe, insanlar dördüncü bölümü anlamakta düşünüyorlar, doğru olabileceğine inanmakta zorluk çekiyorlar.

Asırlardır geleneksel basit ekonomi ilimleri insanların kafasına yer ederek faizin yasaklanması işinin yalnız “duygular” la ilgili olduğu, hakikatle hiç bir ilişiği bulunmadığını beyinlere iyice işlemiş ve kişinin başkasına faiz istemeden borç vermesinin bağıştan başka bir şey olmadığı kanısını uyandırmıştır.

Bu iktisat bilimlerine göre, güya dinin insanlardan faizi terk etmelerini bu kadar bir şiddet ve kat’iyetle istemesi haksızlık olup insanlık için faydalı ve kaçınılmaz bir ihtiyaç olan şeyi bırakmalarını emretmesi fıtratın sınırları dışına çıkmakmış. Hem faiz akıl ve mantık yönünden çok makul olup iktisadi yönden itiraz edebilecek bir tarafı da yokmuş. Öteden beri yayılarak zihinlere yerleşmesi için gayret sarfedilen, burjuva sınıfının bu yanlış nazariyesinin tesiriyle, yeni kapitalistik sistemi tenkit edip zarar ve kusurlarını açıklarken bu günün insanları bu nizamın esas kusuru olan faizi görememektedirler. Görseler bile sözü kısa keserek yazılarında ve konferanslarında bunun üzerinde durmamaktadırlar. Halbuki bu nizamın başta gelen kusuru faizdir. İnsanlığa en çok felaket getiren de odur.

Bugün Rusya’daki komünistlerin dahi, her fesatlığın başı olan faizcilik işini ilerletmek, geliştirmek için İngiltere ve Amerika gibi (kapitalist devletlerin) sarfettiği gayretten geri kalmıyan bir gayret sarfederek çalışmakta olduklarını görüyoruz. (Halbuki bu meselede komünistler kapitalizm ile mücadele ederler.)

En çok hayret ettiğimiz bir husus da, faiz düşmanlarının en kuvvetlisi ve en fazla düşmanı müslümanların olması gerekirken Batının yanıltıcı propagandası onları da tesiri altına almış, içlerinde zayıf karekterde ve akıldan uzak olan din adamları: “Faiz tenkit edilmeye müstahak, kötü bir şeyse, muhakkak şahsi ihtiyaç ve nafakaları için borç olan insanlardan alındığı takdirde öyledir” demeye başlamışlardır. Yoksa bunlarca ticaret ve diğer iktisadi işlerde kullanmak üzere borç olan insanlardan faiz almak ahlaka da, insanlığa da, aykırı değildir. Hiç bir iktisat prensibiyle de çelişmez. Bu tip faiz helaldir. Allah’ın insanlara bir lütfudur," demekte de hiç tereddüt etmezler.

Çok daha hayret edeceğimiz diğer bir husus, günümüzde bazı sözde müslümanların kendilerini birtakım hileli ve dolanbaçlı yollarla kandırarak ve çürük esaslara güvenerek, eski zamanların faizciliğini ayırdetmeye, arada bir fark olduğunu göstermeye uğraşmaları ve zamanımızda bankalar yolu ile dönen faizli mali işler iyidir, hiçbir kirli tarafı yoktur, bundan faydalanmak tamamen caizdir ve haram değildir, demeleridir.

Bu yanıltmalara ve sapık görüşlere düşmekten yana bahtiyar olanlar ise faizi iptal edip kaldırdıktan sonra, mali işleri zamanımıza uyacak şekilde yürütmenin nasıl mümkün olacağını idrak edememektedirler.

İşte bu kitapta ele alacağımız konular, açıklamaya çalışacağımız problemler bunlar olacaktır inşallah.

Ebul-A’la El-Mevdudi



Yorumlar

Google Grupları
Grupla İlgili Detaylı Bilgi İçin Tıklayınız
Gruba Abone Olmak İçin Tıklayınız.

Bu Bölümdeki Diğer İçerikler